6 Aralık 2011 Salı

Sartre Fransa'dır

20. yüzyılın en önemli düşünce adamlarından sartre'yi tanımayanınız yoktur herhalde "yok ben tanımıyorum " diyorsanız da o sizin ayıbınız ve hemen google ile münasebete girişiyorsunuz.

Bizim Sartre öyle böyle bi adam değil , Fransanın en önemli devlet nişanını elinin tersi ile itiyor "hadi ordan hadi ordan" diyor , nobel veriliyor "Bu ödülü bana teklif etme fikri Kapitalistlerin benden intikam alma isteğinden başka bir şey değil” diyerek lafı gediğine oturtuyor,  bize de @2 zikmiş beyler demek kalıyor. Fransa'nın Cezayir işgalini hunharca eleştiriyor adeta. Ordu, hükümet ne varsa alayına gidiyor, e böyle olunca belli bi zümre başlıyor çemkirmeye ve hemen Fransa devlet başkanı De Gaulle 'nin kapısını çalıyorlar. Bu elit zümre tabi baskıyı yapıyor De Gaulle'ye " vay efenim devlet otoritesi elden gidiyor " vay efenim orduyu yıpratıyor "  De Gaulle'ye artık gına geliyor ve bu sonradan fransız olma kenar mahalle entellerine  "Sartre'ye kimse ona dokunamaz çünkü Sartre Fransa'dır" diyor.

Sartre büyük bi adamdı ama Gaulle'de en az onun kadar büyük bir devlet adamıydı. Ya bizim hükümetimiz böyle bi durumda ne yapardı ?
" halkı kin ve düşmanlığa alenen teşvik " " silahlı terör örgütüne üye olmak" gibi suçlarla yıllarca o mahkeme senin bu mahkeme benim sürünür ömrünü tutuklu olarak geçirirdi. 

orta çağın sonu yakın çağın başında çocuklar olanların hatırlayacağı efsane heykeltraş raffaello roma sokaklarının idolüydü adeta. mahalle arkadaşları tarafından rafo diye çağırılan ünlü sanatçı alemlerden alemlere akıyor roma’nın tüm çıtırlarıyla gönül eğlendiriyordu.
Bizim rafo karizma adam tabi e meşhurda, kızların kanına hemencecik giriyor 
” yavrum senin heykelini yapayım da tüm roma sokaklarında endam edesin, vir bi yanak” 
vatikan yönetimi de memnun tabi bizim rafodan. bulmuşlar kerizi paso melekti, azizdi yaptııyorlar beleşe. Karşılıklı gıdık öpmeler, yanaktan makas almalar da cabası
Bizim rafo ünlü olmanın verdiği yükü kaldıramaz ve hafif kafayı sıyırır. Arkadaşları ve ailesi artık onu tanımaz olmuştu. Rafo aslında iyi bir adamdı ama dostlar şaraphanesinden dostları onu alkole alıştırmıştı. rafo artık eski rafo değildi … (gerçek kesit tadında) 
“Ulan başlarım sizin kanatlı , ok atan meleklerinize ben artık deneysel çalışacağım” diyerek verir meleğin ayağına terliği , takar kafasına huniyi 
Vatikan yönetimi sinirlenir tabi bu duruma ve hemen müfettişleri gönderir rafonun atölyeye. 
- Rafael bey sizi halkın din ve toplumsal değerlerine karşı hakaretten tutuklayacağız
+ Müfettiş bey ben kimsenin değerlerine hakaret etmedim yanlışınız var
- Beyefendi beyefendi hiç terlikli melek olur mu ? siz hiç hunili melek gördünüz mü ?
+ Müfettiş bey siz terliksiz melek gördünüz mü ?
- ya her gün burda alem yaptığınıza ne demeli ? alanen sexx partileri veriyorsunuz 
+ peder bey siz değil misiniz cennneti keraneye çevirip de her gelene 3 er 5 er huri dağıtan ? 
tabi müfettiş sinirlenir, yazar cezayı ve basar mührü atölyeye. Sulu boya ve heykeltraş bakanlığını arar ve anında bizi rafo italyanın doğusunda atölyesi bile olmayan bir köye sürülür... 
Bundan 350 yıl sonra ise yılmaz erdoğan dünyaya gelir ve vizontole tuuba filmini çeker 
onlar erer muradına biz çıkalım "kerevizine"
(bu yazıyı bir kaç hikayeyi harmanlayarak götümden uydurdum )